Haritacının Kızı
Atlas & Ash imzalı resimli bir hikâye · Tarih · Suluboya · Her yaş · Türkçe, İngilizce
Diğer dillerde: English
1513'te bir haritacının kızı, donanma denize açılmadan önce hasta babasının dünya haritasını denizcilerin hikâyeleriyle tamamlıyor.
Gelibolu, 1513. Halil Usta yıllardır büyük bir dünya haritası üzerinde çalışıyor, ama haritanın batısı hâlâ boş; üstelik hasta, elleri titriyor ve donanma yedi gün sonra denize açılacak. Kızı Zeynep onun kamış kalemini eline alıyor. Limana iniyor, gerçek kıyıları yaşlı Ömer Kaptan'la denizcilerinin abartılı hikâyelerinden ayıklıyor ve yedi gece boyunca çiziyor; böylece babasının haritası donanmayla birlikte denize açılıyor.
Karakterler
- Zeynep (Haritacının kızı): Halil Usta'nın on dört yaşındaki kızı; babasının çizim masasının altında büyümüş.
- Halil Usta (Haritacı): Yaşlı bir harita ustası; hasta ve yorgun, bitirmesi gereken son bir büyük haritası var.
- Ömer Kaptan (Yaşlı deniz kaptanı): Limandaki herkesten daha uzak batılara yelken açmış, güneşten yanmış, her şeyi abartan yaşlı bir kaptan.
Bölüm 1: Haritanın Batısı
Donanmanın denize açılmasına yedi gün kala Zeynep denizcilerin hikâyelerini topluyor ve babasının haritasını mum ışığında tamamlıyor.
1513 yılında Gelibolu limanına yukarıdan bakış: Taş rıhtımda ahşap kadırgalar ve uzun direkli gemiler, varilleri yuvarlayan denizciler, turkuaz suların üzerinde martılar, burnun ucunda bir kale kulesi; sahnede küçük görünen Zeynep, elinde rulo yapılmış bir haritayla rıhtım boyunca koşuyor.
Gelibolu, 1513. Donanma yedi gün sonra denize açılacaktı.
Atölyede Halil Usta, omuzlarına aldığı yorganla kocaman bir parşömen haritanın üzerine eğilmiş, öksürüyor; haritanın doğu yarısı kıyılar ve pusula gülleriyle dolu, batı yarısı ise boş; Zeynep kapıda durmuş, endişeyle bakıyor.
Halil Usta: Haritanın batısı hâlâ boş, kızım. Ve ellerim titriyor.
Yukarıdan yakın plan: Zeynep'in mürekkep lekeli parmakları, parşömenin boş batı yarısının üzerinde Halil Usta'nın titreyen elinden bir kamış kalemi nazikçe alıyor; yanlarında bir mürekkep hokkası ve pirinç bir pergel var.
Zeynep: O zaman sen anlat, ben çizeyim.
Gemi direkleriyle dolu pencerenin yanında Halil Usta limanı işaret ediyor; Zeynep ise elinde defteri, gitmeye hazır, başörtüsünü bağlıyor. Büyük harita arkalarında, masanın üzerinde parlıyor.
Halil Usta: Denizcilerin hikâyelerini topla. Ömer Kaptan'ı bul.
Güneşli rıhtımda iri cüsseli Kaptan Ömer bir fıçının üzerinde oturmuş, kollarını iki yana açarak ağlarını onaran denizcilere abartılı bir hikâye anlatıyor; denizciler eğlenerek onu dinlerken Zeynep bir kaşını kaldırmış, defterine yazıyor.
Ömer Kaptan: Batıda kuyruğu bir ada kadar büyük balıklar var!
Zeynep: Bunu haritaya koysam mı acaba?
Yukarıdan bakış: Kaptan Ömer çömelmiş, bir çubukla rıhtımın nemli kumuna adalarla dolu, uzun ve kıvrımlı bir kıyı şeridi çiziyor; Zeynep yanında diz çökmüş, çizimi dikkatle defterine geçiriyor.
Ömer Kaptan: Ama bu kıyı gerçek. Kendi gözümle gördüm.
Gece atölyede Zeynep birkaç mumun ışığında kocaman haritanın üzerine eğilmiş, batı yarısına yeni kıyı şeritleri ve pusula gülleri çiziyor; Halil Usta bir sandalyede, yorganının altında uyuyor; pencerede ay ışığının aydınlattığı gemi direkleri görünüyor.
Yedi gece boyunca Zeynep her hikâyeyi bir çizgiye dönüştürdü.
Sabah güneşi atölyeyi dolduruyor: Kocaman harita artık tamamlanmış, her iki yarısı da kıyılar, adalar, pusula gülleri, küçük gemiler ve deniz canlılarıyla dolu; Halil Usta gözleri yaşlı yaşlı haritaya bakarken Zeynep yanında utangaçça bekliyor.
Halil Usta: Bu... benim çizebileceğimden de güzel.
Zeynep: Senin sesinle çizdim, baba.
Güneş doğarken rıhtımda Zeynep, kırmızı kurdeleyle bağlanmış büyük bir harita rulosunu Kaptan Ömer'e uzatıyor; kaptan gülerek iki eliyle haritayı almaya uzanıyor. Halil Usta, Zeynep'in arkasında bastonuna dayanmış, gururla duruyor; kadırgalar yola çıkmaya hazır.
Ömer Kaptan: Bu haritayla dünyanın ucuna bile gideriz!
Arkadan görülen Zeynep ve Halil Usta, taş rıhtımın ucunda duruyor; Halil Usta'nın eli Zeynep'in omzunda. Bir kadırga filosunun beyaz yelkenleriyle sabah güneşi altında ışıldayan turkuaz denize açılışını izliyorlar.
Halil Usta: Artık usta sensin.
Haritanın köşesinde küçük bir imza vardı: Zeynep.