Son Kervan
Kervan Studio imzalı resimli bir hikâye · Fantastik · Sanatsal · Her yaş · Türkçe, İngilizce
Diğer dillerde: English
Bir genç deveci ve yaşlı bir hikâyeci, kayıp bir ağacın son tohumunu yıldızların yürüdüğü çölden ölmekte olan bir şehre taşıyor.
Lâl şehrinin büyük Ay Ağacı da kuyuları da kurumuş; geriye parlayan tek bir tohum kalmış. Yaşlı hikâyeci Sitare Ana, tohumu Yürüyen Yıldızlar Çölü'nden geçirmesi için genç deveci Emir'i seçiyor. Bu çölde yıldızlar yer değiştirir ve yolu ancak onların dansını okuyabilenler bulur. İnatçı devesi Fındık'la birlikte bir kum fırtınasını ve bir serabı atlatan Emir, tohumun büyümek için suya değil, bir hikâyeye ihtiyacı olduğunu öğreniyor.
Karakterler
- Emir (Genç deveci): Ömründe develerden başka hiçbir şeyi yönetmemiş, on dokuz yaşında bir deveci.
- Sitare Ana (Yaşlı hikâyeci): Yürüyen yıldızların dansını okuyan asırlık bir hikâyeci.
- Fındık (İnatçı deve): Emir'in her konuda bir fikri olan inatçı ve sadık devesi.
Bölüm 1: Yürüyen Yıldızlar
Sitare Ana, Ay Ağacı'nın son tohumunu Emir'e veriyor. Kervan yola çıkıyor, yıldızlar yürümeye başlıyor ve bir kum fırtınası onları sınıyor.
Lâl'in son ağacı kurumuştu. Geriye tek bir tohum kalmıştı.
Sitare Ana: Bu tohumu Lâl'e sen götüreceksin, Emir.
Emir: Ben mi? Ben sadece bir deveciyim!
Hırrr!
Ertesi akşam son kervan yola çıktı.
Emir: Yıldızlar yer değiştiriyor! Yolu nasıl bulacağız?
Sitare Ana: Yıldızlar yürür ama dans da eder. Adımlarını say.
Emir: Üç adım sola... bir adım geri...
Sitare Ana: Kum fırtınası! Develeri çöktürün!
Emir: Tohumu koru, Fındık!
Fırtına geçtiğinde tohum hâlâ parlıyordu.
Sitare Ana: Yolun yarısı bitti. Gerisini sana yıldızlar anlatacak.
Bölüm 2: Lâl'in Bahçesi
Emir bir serabı geride bırakıp kervanı ölmekte olan şehre ulaştırıyor. Ama tohum, Emir ona yolculuklarının hikâyesini anlatmadan büyümüyor.
Artık kervanı Emir yönetiyordu.
Emir: Bu bir serap. Yıldızlar başka yolu gösteriyor.
Hırrr!
Emir: Fındık, bana güven!
Sitare Ana: İşte Lâl. Ya da ondan geriye kalan.
Şehrin kuyuları kurumuş, insanlar umudu unutmuştu.
Emir: Bunca yol... Umarım yeter.
Emir: Belki de çok geç kaldık.
Sitare Ana: Tohum su değil, hikâye bekliyor. Ona yolculuğumuzu anlat.
Emir: Bir zamanlar, yıldızların yürüdüğü bir çölde...
Sitare Ana: Artık sen de bir hikâyecisin.
Ve Lâl yeniden yeşerdi.